16 Eylül, 2012

"Doğru olanı yaptık", dedi Göksu

"Hayalperestlik değil ki, doğru olanı yaptık, yoksa hep pişman olacaktık." dedi devamında.

Hep pişman olmak kaygısını taşımanın, pişmanlıklarla yaşamaktan bir farkı var mıdır? Yoktur zannımca. 
Tüm gelgitlerimiz, arafta kalmışlıklarımız, bir yere, bir kimseye, bir şeye ait olamamışlıklarımız, hepsi bir şey için değil mi aslında!
Bilmiyorum.
Kafam allak bullak bu gece.
Göksu haklı bir yerlerde, Göksu genelde haklıdır zaten. Ama bir şeyi doğru yapan onun hizmet ettiği amaç mı, yoksa onun sonucu mu? Önce bunda uzlaşmak lazım sanırsam. Nasıl uzlaşabilirsin ki farklı paradigmalarda yaşarken, ve yaşadığın paradigma bir anomaliden öteye geçemezken.
Sanırım bizim sorunumuz sadece paradigmalarla ilgili değil. Biz kendimiz başlı başına birer sorunuz, çünkü bizler toplumun anomalileriyiz.
Bizim normal dediğimiz, başkaları için radikalken, biz nasıl olur da normale yaklaşabiliriz ki.
Koordinatlar sisteminde nereye oturduğumuzda doğru oluruz, adımıza kabul edilmiş tüm bu yargılar içerisinde? 
Toplumsal sözleşme denen büyük yalanın içinde hiç söz sahibi olamamışken, neyin, kimin parametrelerine göre doğru olanı yaptık anlayamıyorum ki.
Adımıza yapılmış bir sözleşme, adımıza karar verilmiş hayatlar, önceden biçilmiş inançlar, koyulmuş hedefler, ulaşılması gereken standartlar...
Ya bunların hiçbirinde gözümüzde yoksa?
Ya sadece insanca yaşamak istiyorsak, yani sadece 'insanca' bir hayata sahip olmak istiyorsak, eşit ve adil? Ya sadece özgür olmak istiyorsak başkalarının kurduğu düzenden bağımsız?
Bu imkansızı istemek mi oluyor gerçekten?
Ben umut etmekten, çabalamaktan, beklemekten, her şeyden yoruldum. 
Sıkıldım. 
Yoruldum sadece. 
Ve normal olamadığım için, hatta normale yakınsayamadığım için kendimden nefret ediyorum.
Az önce tesadüfen denk geldiğim bir blogu, yazarı "hep gitmek isteyip de gidemediğim o yere, hep olmak isteyip de olamadığım o kişiye.." a ithaf etmiş. Göksu da dedi ki "evet ben de bunu demeye çalışıyorum".
Umarım doğrudur Göksu, umarım kendi doğrularımızda boğulmayız ya da direnmeye çalıştıkça başkalarının doğruları arasında kaybolup gitmeyiz.
Neticede, hala itekliyoruz birbirimizi, ha gayret diyoruz, bir gün sen ağlıyorsun, bir gün ben. Bakalım ne kadar sürecek merakla bekliyorum.

coming soon...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu