10 Eylül, 2012

Eylül

Benim en sevdiğim aydır Eylül.
Çok severim ben Eylül ayını.
En az sonbaharı sevdiğim kadar severim.
En az sonbaharı sevdiğim kadar severim çünkü sonbaharın müjdecisidir Eylül.

Yazın getirip kalıcıymış gibi bıraktığı tüm renklerin aslında kahverenginden ibaret olduğunu gösteriverir. Yazın aldatıcı renkleri, renk tonları, ışıltısı, sıcağı, usul usul kaybolur. Yerlerini Kahverengiye ve kahverenginin her tonuna, insanın içini ürperten bir serinliğe bırakıverirler. Ben o zaman anlarım yaşadığımı ancak.

Neden insanlar hep ilkbaharda aşık olmak ister, ya da neden bunun böyle olduğuna inanılır ben hiç anlamam. Ben sonbaharda aşık olmak isterim mesela. Günler kısalmaya başlar, böyle bir şey olsa da o gün hiç bitmese isterim, hani biri olsa, aşık olsam mesela, laylaylom dolaşsak gezsek tozsak :).
O her yeri saran kahverengi var ya, beni boğmaz o zaman, bilirim ki ben, ne renkler saklıdır altında tüm o kahverengiliğin. Hani aşık olsam sonbaharda renklenir ki her şey, hem içimi titreten o serin esintiler var ya, bir sebep olurlar o zaman.
Ben severim ki sonbaharı.
Severim, sonbaharı da severim, sevmenin kendisini de; fikrini bile severim çoğu zaman.
Ama Eylül'ü daha çok severim.

Eylül de okullar açılır, yeniden üretilen bir sistemin yeniden üretilen bir özgürlük anlayışı içerisinde yaşadığım o özgürlük sanrısını bile severim. Öylesine severim ben okulu çocukluğumdan beri. Öylesine sevdiğim her şey gibi, öylesine severim Eylül'ü de.

Annem Eylül'de doğmuştur benim, belki annemi sevdiğim gibi severim Eylül'ü.

Tiyatrolar, operalar, konserler, okulların açılmasıyla kavuşulan arkadaşlar Eylül'dür benim için.

Ve Eylül özlemdir benim için...

Hani benim de bir çocuğum olursa bir gün, adını Eylül koyarım. Hem benim sonbaharımı birlikte karşılarız, hem de Yaz'ımın son günlerini paylaşırız.

Eylül güzeldir, yağmurdur, toprak kokusudur.
Benim için yaşamaya dair ne varsa adı Eylül'dür, hem de öylesine.







Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu