08 Ekim, 2012

Misafir

4.30 dan beri ayaktayım. Saat 19 olmadan sızıp kaldığımı düşünüyorum zira ben odama geldiğimde hava henüz kararmamıştı. Sonrasını hatırlamıyorum zaten.
Haftasonu misafirim vardı, Kürşat. Çok uzun zamandır görüşememiştik. Bir süre kaçtığımdan, sonra da gerçekten uygun vakit bulup da görüşemediğimizden. Zaten ben Prag'a geldikten yaklaşık 1.5 ay sonra o da Romanya'ya taşındı. Koşullar yani, izin vermedi ki görüşelim.
Ben endişeliydim biraz haftasonu için normal olarak, kaçtıklarım tekrar canımı yakarsa, ya da takılır gelirse onlar da buralara diye. Haklıydım da bence.
Ama öyle olmadı. Sadece uzaklaşmak, sadece beklemek derman olurmuş demek ki bir şeylere. Ne kırgınlık, ne özlem, ne de kızgınlık kalırmış geride. O bir ömür taşıyacağını düşündüğün sızı silinir gidermiş de, ne insanın vefasızlığı sızlatırmış içini, ne de zamanın.
Kürşat ile her zamanki gibi bir hafta sonu geçirdik, değişik farklı hiçbir şey yoktu, gezdik yedik içtik laf lafı açtı vesaire. Kızılay da yemek yiyip bahçeliye geçtik :). Ankara da değildik, yaklaşık 1.5 yıldır birbirimizi görmüyorduk o kadar. Ama sanki geçen hafta sonu birlikteydik de, bu haftasonu yine birlikteydik. O 1.5 yıl, yıl değilmiş de, 1.5 haftalık vize arasıymış. Hayat işte bazen ne zaman dinliyor, ne de mekan. Sen bildiğini okudukça o da bildiğini okuyor. Herneyse...
Özlemişim vesselam.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu