04 Kasım, 2012

AHT, Vysehrad

Prag'a geleli 10 ay oldu ve 10 ay da bir günlüğün dolması için yeterli bir zaman, hele de arada radikal kararlar alınmışsa. Türkiye'ye son gittiğimde oradayken kullandığım son günlüğüm bitmediği için kullanırım gayesiyle yanımda getirmiştim. Bu sabah o günlüğe göz atma gafletinde bulundum.
İçimden bir şeyler koptu bir kez daha.
Ne kadar üzülmüşüm, ne kadar kırılmışım, ne kadar sevmişim ben.
Acısı, sızısı geçiyormuş da, izleri silinmiyormuş.
Nasıl dışarı atacağımı bilemedim kendimi. AHT'mi aldığım gibi çıktığım sokağa.
Vysehrad da buldum kendimi. Kuruldum köşeme ve kitabımı açtığımda gözüme takılan ilk şiir şu oldu:
"Bendedir korkusu biten şeylerin
Çelik gagasında fecri taşıyan 
Mavi kartal benim...
Pençelerimde 
Asılmış bir Zümrüt gibidir hayat 
Sonsuzluk ısırır güzel kavsimde 
Susamış bir ceylan gibi zaman!"
AHT böyle birden silker ve kendime getirir beni.
Bir de Neslihan abla tabi ki :), o esnada telefonum çaldı ve Neslihan ablanın karşı konulamaz sesi "Kııızzz nerdesin hala ? kaç saat oldu!!" beni tüm düşüncelerimden sıyırdı aldı. O an neler düşündüğümü hatırlamıyorum, notlar almıştım aslında ama notlarımı da anlayamadım. Nasıl bir dönüş yaptıysam artık reel dünyaya! ama iyi oldu, saçma sapan bir melankolinin kollarına bırakmak üzereydim kendimi çünkü. Neslihan abla da en çok sevdiğim şey asla üstüme gelmemesi, şöyle ki bugün ona gittiğimde kızarmış gözlerimle hayli durgun ve suskundum, bir sorun mu var dedi, yok dedim, olursa haberim olsun dedi. Nerdeydin, neden geç kaldın vs vs demedi. Sustuk. Mükemmel bir anlaşma yöntemi.
Bilirim anlatırsam dinler beni ya, o bana yeter.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu