08 Aralık, 2012

Lahmacun

Kahvaltıyı öğleden sonra 3.30 da yapınca, saat 5.30 da üzerinde hala uyku mahmurluğu olabiliyor insanın. Çok da alışık olduğum bir durum değil bu benim. Ben kaçta yatarsam yatayım, kurulmuş saat gibi sabah 8'de uyanırım aslında. Ama son zamanlarda hayatımda hiç uyumadığım kadar uyuyorum. Bazen 13 ya da 14 saat uyuduğum oluyor. Sanki bıraksam kendimi bütün gün uyurmuşum gibi hissediyorum. Lilia "Normal" diyor, " Çok yoruldun son zamanlarda." Yani yoruldum da tek yorulan ben değilim ki yer yüzünde, herkes her yorulduğunda aynı reaksiyonu verse, içinden çıkılamaz bir hale gelir her şey, rüyalarında yaşamayı seçer insan, neden bir de gerçeklikle yorsun ki kendini. Ama yine de bu kadar karmaşıklaştırmama gerek yok aslında durumu :), Sabah 6 da geldim eve :). En azından bugün için normaldi yani :).
Bol koşturmacalı bir gün oldu dün. Sabah Kalkıp Çekçe dersine gittim, saat 7 de ders mi olur arkadaş ya, olmaz o ne öyle, hem de dil dersi yani. Herkes böyle düşünüyor olsa gerek ki sınıfta maksimum 4 kişi oluyoruz. Beceremiyorum da, ilkokuldaki gibi fiil çekimleriyle uğraşıyoruz. Gitmesem hiçbir şey kaybetmezmişim gibi hissediyorum ama bu merakıma engel olamıyorum işte ben :(, hani belki öğrenebilirim bir şeyler diye. Konuşamayacağımı biliyorum ama, ya konuşursam? :) Ay çok merak ediyorum, neyse göreceğiz. Öğleden sonra Lilia'nın mezuniyet töreni vardı. 
Malostranské náměstí 'de Matematik fakültesi binasında yapıldı. Karolinum'da yapılan mezuniyet törenleri kadar güzel değildi, ama yine  de  güzel ve keyifliydi, gelenekleri çok farklı, çok etkileyici. Aslında bu törenlerin yapıldığı salonlarda sadece bir kereliğine bile olsa bulunmak bana yettiğinden, benim için her türlü etkileyici seremoniler bunlar. Dün törende tüylerim diken diken oldu. Sadece 5 ders alıp okulumdan mezun olabilecekken, okulu bırakmış olmama şaşırdım yine. Siyaset felsefesini bu kadar çok severken ve sona bu kadar çok yaklaşmışken, verdiğim bu radikal karara hala şaşıyorum. Avutabiliyorum da kendimi, almam gereken son beş ders mantık vs idi, istemediğim keyif almadığım daha önce alıp bıraktığım dersler beşi de, "keyifle çalışabileceğin tüm dersleri aldın, mesele bir kağıt parçasıysa..." diyorum ve kurtarıyorum kendimi yabancılaşmış düşüncelerimden.
Bu düşünce silsilesinden sıyırır sıyırmaz kendi mi, koştura koştura Doğuşcan'lara gidiyorum, çünkü önceden planladığımız lahmacun partisine hazırlanacağız. Doğuşcan her şeyi hazırlamış zaten bana da hamurları açmak kalıyor o kadar. Yahu arkadaş evde lahmacun yapılır da bu kadar mı tatlı, bu kadar mı lezzetli olur :). Hazırlaması da, yemesi de pek keyifli oldu anlayacağınız. Kalan hamurla, Zuzana'nın makarna kesmesi de ayrı bir fenomendir benim için. Laf lafı açtı, bizim Anadolu'nun bağrından analarının koynundan kopup gelmiş erasmuslarla eğlendik azıcık :) Hak ediyorlar da arkadaş, bu kadar mı şaşkın olunur. Ne Türkçe konuşabiliyormuşuz, ne İngilizce  rahatsız ettik gençleri biraz. Bizi düzeltip, uğraşıp durdular. Sohbet vs derken kendimizi Propaganda ya attık. En son Nebe'deydik, sabah tram'iyle de eve döndüm. Doğuşcan'ın geceye damgasını vuran ifadesine de referans vermeden edemeyeceğim :), okulla ilgili konuşuyorduk Doğuş "article"lar ile ilgili bir şey söyledi ve bu Erasmus Merve'sinden kaçmadı tabi ki, cevap yeterince netti, "Yabancı dilde olunca article diyoruz, türkçe olunca makale, ne var?". O atmosferde uzun zaman eğlendik şimdi düşününce etkisini kaybetmiş olsa da. Son derece yorucu ama keyifli bir gün oldu, sanki evde geçirdiğim son bir kaç haftayı sıkıştırılmış bir biçimde bir günde yaşadım. Şimdi düşününce bile yoruluyorum, çünkü ben dün o koşturmaca içerisinde iki kere de markete gittim.
Bu arada öğrenciliğe devam. Okula, derslere, konulara ve sınıf arkadaşlarıma hala alışmaya çalışıyorum. Bu hafta daha bir rahatlamış hissettim kendimi. Salı günü bölüm yemeğimiz vardı, hocalar öğrenciler master programı kadrosu oradaydı. Daha familiar hissettim ne yalan söyleyeyim. Sanki daha kolay olacak bundan sonra. En azından EU konusuna biraz daha yaklaşabilirim gibi hissediyorum. Her neyse, göreceğiz bakalım. Ben ödevlerime döneyim de sonra "ah anam, vah anam" demeyeyim.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu