05 Mayıs, 2013

Dostla hemhal olmak - Brecht Ziyaretim Berlin 28.04.2013

 Dorotheenstadt Cemetery

Yıllardır hasret duyulan bir dosta kavuşmuş olmanın heyecanımı mı bu içimdeki, ya da durduramadığım gözyaşlarıma sebep daha yakın olamayacağım bir arkadaşa bu kadar yaklaşmış olmam mı? Bilmiyorum! Brecht'in mezarı başındayım şu an. Dakikalardır oturuyorum burada ne söyleyeceğimi ne yapacağımı bilmeden. Heyecanlıyım kalbim ağzımda adeta. Ah bir açılsa dilim sana anlatacak o kadar çok şeyim var ki. Ama konuşamıyorum yine. Belki yazmanın vaktidir kelimelerin boğazıma düğüm düğüm takıldığı şu an. Garip ki ne garip yıllardır planladığım bir ziyaretin mümkün olabilmesi ve benim buna rağmen bu kadar heyecanlı olmam.
Şu an şöylece uzansam buracığa ve hiç kalkmasam diyorum kendimce ama öyle olmaz değil mi? Tüm bu uğraş mücadele, sürgünler her şey yaşamak için değil mi? Henüz yeni başlamışken ilk kez sana bu kadar yaklaşmışken şuracığa uzanıp da bir daha uyanmama arzusu ne de büyük yanılgı, ne de büyük bir bencilliktir. Sence ben nerede hata yapıyorum? Yaşamayı yeterince sevmediğimden mi acaba tüm bu duraksamalarım ve üzerimden atamadığım yorgunluğum? Neden istediğim gibi yazamıyorum. Sen 3 hafta da bir oyun yazıp kitleleri etkileyebilirken ben neden kendimi, kendime bile ifade edemiyorum. Tüm bu yalnızlık bir kurmaca değil mi, aşamadığım tüm çelişkilerim arafta kalmışlıklarım? Kendime yarattığım bu araf kendisi dahi, kaçıp saklandığım bir yer değil mi? Daha adil daha özgür bir dünya da yaşamayı istemenin neresi kötü? Neden bu delilik? Acaba duyuyor musun beni kim bu kadın nereden geldi diyorsun değil mi? Buraya gelmek seninle şu konuşmayı yapmak için kaç yıldır hazırlandığım hakkında en ufak bir fikrin yok çünkü. Onca hayal, onca hazırlık ne kadar da yersizmiş, ne düşündüğümü unuttum, ne söyleyeceğimi bilemez oldum.
Kızıyorum ya kendime hep kaçıyorum diye, sen de kaçtın, hem döndün de kaçtığın yere. Benim de bir gün dönecek bir yerim olacak mı ya da ne bileyim işte kaçmak yerine dönmeyi göze alabilecek miyim?  Neden böyle mahçubum sana karşı bu kadar, günah çıkartıyormuşum gibi hissediyorum. Gerçekten şu an şuracığa uzanmak istiyorum ve bir daha hiç kalkmamak. Ama olmaz biliyorum biz yaşamaya tutunmuşuz, ölmeye değer değil yaşamaya değer bir devrim değil mi hayalimiz. Kızıyorum işte kendime böyle. tam da istedikleri karmaşanın içinde yaşıyorum. Gençlik yılların aklımda şimdi, güncelerin hiç unutamayacağım kaybettiğim bir dosttan hediyeydi bana. Hem dostumu, hem sevdiğimi kaybettiğim dönemde gençliğinle hayallerinle ilk yazı denemelerinle öyle bir girdin ki hayatıma, öylesine bizden öylesine benden biri oldun ki, tarif etmek kolay değil benim için. Seni tanısaydım bu kadar sevebilir miydim acaba! peki ya sen beni tanısaydın, ne düşünürdün?
Bana öğrettiğin en önemli şey "bazen insan olmanın her şeyden daha önemli olması". Sen sadece bir ışık tutmadın yoluma, yoldaşlık da ettin insanca. Ben yolunu öğrendim artık. Yazın yine geleceğim ve bir daha ki buluşmamızın bu kadar romantik olmaması için elimden geleni yapacağım. Rahat uyu!

28.04.2013 - 13:50/14:28

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu