03 Kasım, 2013

Bekleyiş

Geçenlerde bir yerde gördüm,
<"Kaybedenler bekleyenlerdir." Burak Aksak>
yazıyordu, nerede gördüğümü hatırlamayışımın tabii sebebi, beni alıp götürmüş olması tabii ki. 
Önce bir güldüm geçtim, "Tamam Leyla ile Mecnun bir fenomen ama yani böyle de alıntı mı olur!" dedim.
Hatta sonrasında kendimce başka bir alıntı yapıp 
<"-İsmail abiiiii!!  - hoooppp" Burak Aksak>
içimden kahkahalarla güldüm. Sanırım şu an yüzümdeki gülümseme de o zaman ne kadar eğlenmiş olduğumun yansıması.
Ama ne yalan söyleyeyim (<"hmm.. Ne yalan söyliyiimm?!!" Selçuk Aydemir> ), bir yandan da yok canım neden kaybeden olayım dedim durdum kendime. Benim içime kurt düştü mü öyle kolay kolay durmaz, hatta durdurulamaz. 
Hayatında sürekli bir şeyleri, birilerini bekleyen biri olarak kaybeden olmayı kendime yediremedim, nasıl kabullenebilir ki insan, içerisinde beklediklerine dair umudu varken. 
Sonra Burak'ın ukelalığına verdim, sırasıyla bu alıntıyı yapan kişiye saydırdım "Yaptığı alıntıya bak bu nedir!" dedim uzunca bir süre, küstahlık desem olurdu ama, tam demek üzereyken neyse ki durdurdum kendimi. Teknoloji, yaşadığımız çağ, o an bu alıntıyı yaptıran ve canımı sıkan ne varsa saydırdım durdum "Ah aurasını sevdiğim Benjamin ne yapsak, ne yapsak da anlatsak insanlara..." gibi hislere kapılıp bir gittim geldim elbette. 
Kısa vadede de ödevlerim bitsin, sınavlarım projelerim bitsin de sonra gideyim ailemi, sevgilimi, arkadaşlarımı göreyim tantanasına kaptırıp kendimi, kayboldum gittim düşüncelerimde.
Ta ki bu geceye kadar. 
Bugün ekonomi ödevimizi tamamlamak için masanın başına saat 11.30 da oturduk Faig'le, tek bir yemek arası verdik ve ödevimiz bittiğinde saat 22.00'di.  Ne duş almak, ne sigara içmek dağıtmadı kafamı, bir şeyler izleyeyim ya da oyun oynayayım dedim, yok olmadı, keyif alamadım. Canım konuşmak istiyordu aslında ama... 
Dinlenmek, dinlemek için gerçek anlamda dinlenmem gerektiğini, bunun içinde biraz daha 'beklemem' gerektiğini farkettim. Yorgunluğuma ve yalnızlığıma referansla, Burak Aksak'a duyduğum kızgınlığı yenmek için de elime yeni başladığım goblenimi aldım, beceremedim, ellerim çok titriyor yine bu sıra.
Ve gönül rahatlığıyla uzandım "Mel'un"uma. Bir son çare olarak değil de aksine, sevgiliye kavuşmanın huzuruyla. 'Sen, yine sen' diyerek...
Beklemişliklerime ve kaygılarıma sıcacık bir selam sunuyor, Selim İleri daha ilk sayfadan, sanki biliyormuşçasına;
"Ne kadar kayıtsız kalmaya çalışırsam çalışayım, hatta, oradaki umudun bekleyiş olduğunu bilmeme rağmen, yine kaygılar kuşanacağım. .... Umutla bekleyiş aynı şey değildir. Umutta bekleyiş, beklenti vardır ama, her bekleyiş umutlu değildir. Esasen bütün bekleyişlerim ümitsizdi. İçim kapkaranlık." 
diyor ve yüreğime su serpiyor.

Bekliyorum mesela bir gün yazacağım gerçekten.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu