03 Kasım, 2013

"Mel'un" yeni arkadaşım

     "Kafka Değişim'de neyi anlatmak istiyordu? (Değişim'i şimdi Dönüşüm yaptılar. Bir türlü karar veremiyorlar.) Bu konuda birbirini tutmayan, birbiriyle çelişen yığınla yorum var. Ama bir gerçeklik de, bir yazar fantezisi de olsa, korkunç olan, sabah sabah insanın kendini hamam böceği -bu da değişti! Kınkanatlılardan iri bir böcekmiş- hissetmesidir. Benim bazan gece de hissettiğim olmuştur.
     Eve dönmüşsünüzdür. Çukurcuma'daki kümese. Yalnız küskün, kendi kendimle sürekli hesaplaşma içinde. Müthiş bir umarsızlığı örtbas etmeye çalışarak. Mutfağın ışığını yaktığınızda, kınkanatlılardan mı kınkanatsızlardan mı olduğunu bilemediğiniz iri bir böcek duvarı ya da fayansı arşınlamaktadır. Bir tür volta atış. Duyargaları ışığı sezinler, ışığa duyarlıdır bunlar. Telaşla kaçışır, ölüm, içgüdüsünde kendini duyumsatır böceğe. Sonsuz bir koşu başlamıştır şimdi. Gregor Samsa'nın da kızkardeşi onun öldürülmesini istiyordu, kibarca konuşarak 'ortadan kaldırılmasını'. Et tırnaktan ayrılmaz dedikleri bu olsa gerek...
     Eskiden karafatmalar vardı. Çukurcuma'dakilere Alman tipi hamam böceği deniyor. Bazan öldürüyordum Alman tipi Hamamböceklerini -bu cinayetlerimin cezai bir mümüyeddiesi yok-; gelgelelim, iç karanlığımla boğuştuğum alabildiğine mutsuz geceler, pek de irkiltici, iğrenç gelmiyor hamamböcekleri. Koca doğada onların yeri niye olmasın?! Kimi zaman da her şeyin tıkırında gittiğini düşünüp, haydi bir gece daha yaşasınlar diyorum. (Sanki yarın gece onları bulacağım. Kim bilir nereye sıvışmış olacaklar.) Ama çoğu geceler 'sıradan' bir insan olarak kapıyı açıp eve girdiğimde ilk işim mutfakta böcek avına çıkmak olurdu.
     Sıradanlık, herkes gibi olmak ardı sıra kötülüğü getirir: Ölsün hamam böcekleri!
     Hayat adında muazzam bir kötülüğün ortasında yaşıyoruz. İnsanlar birbirlerini aşağılıyorlar. Aşağılananlar da başkasını, başkalarını bulup onu, onları aşağılıyorlar. Herkesin aşağılandığı bir hayatta Alman tipi hamam böceklerine, karafatmalara, hatta Gregor Samsa'lara merhamet duymak elbette kimsenin ruhundan geçmiyor..."

Selim İleri'in, "Mel'un" adlı eserinin 2013'teki 2. baskısından alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu