04 Aralık, 2013

diyar diyar

Beynim sulandı çok net. Her hafta yaptığım sunumların yanında her gün hiç bir işe yaramayan iki üç ödev yazıyorum, ekonomi ödevleri ve felsefe özetleri dışında. Ekonomi ve felsefe ödevlerini çok yararlı ve gerekli bulduğumdan onları zahmet vericiler kategorisine koymadım, ders okumalarını zahmet vericiler diye sınıfladım ama keyifli oldukları için çekilebilir durumdalar. Şimdi de dönem ödevleri ve finaller başladı. Her şey yetişiyor yetişmesine de tez beni hayli sıkıntıya sokuyor, çünkü vakit ayıramıyorum kısa vade uzun vade... yok yok her hangi bir hesap yapabilitem yok şu an maalesef. doğrusu bu akşam biraz uyudum, sabaha kadar biraz çalışabileyim diye ama dayanabileceğimi sanmıyorum.
Gerçekten kafam çok karışık.
Lisansta da her dönem en az 9 ders aldığımdan bu yoğunluk beni yıpratıyor diyemem, hele ki karşılaştırma yaptığımda öğrenciye insan olarak bakan bir okulun öğrencisi olarak haksızlık edemem Charles'a.. Kafam karıştı cümleyi kurarken :). sonunda ne diyeceğimi unuttum :). herşeyin aynı olacağını da bilsem bir kez daha dönme şansım olsa ODTÜ ye yine de dönerdim diyordum ya, yok arkadaş dönmem ne döneceğim manyak mıyım ben? hadi manyağım diyelim, ama mazoşist değil, kesinlikle.
Günün belli vakitlerinde konuşma ihtiyacı hissediyorum bunu farkettim bu sıra, ama konuşacak vaktim sınırlı olduğundan, sınırlı vaktimde de konuşacak kimse bulamadığımdan artık çok net bir şekilde kendi kendime konuşuyorum. Vatana millete hayırlı olsun. 
ben de dedim ki bugün - kendi kendime - bari bloğa yazayım da arada sırada hayrına okuyanlar çıkıyor, daha az kendi kendime konuştuğumu hissederim belki :)
ayy çok sefilim ben.
bir de delişmenmişim. arkadaş hayatımda ilk kez duydum bu kelimeyi. insan neler öğreniyor arkadaşlarından. Zıpır demekmiş. arkadaşlarımı özlemeye bile vakit bulamıyorum ki ben. hiç alışık olduğum şey değil.
hayır heidelberg'e gittim geldim onun hakkında yazmak istiyorum ama geldiğimden beri hiç vaktim olmadı ki şöyle sağlam sakin kafayla yazayım.
hem kırmızı koltuklar hakkında da konuşmak istiyorum daha ben. 
neyse, çok konuştum işime döneyim ben. İngilterenin siyasi partilerini karşılaştıracağım. İpek Eren geldi aklıma arkadaş bir hoca bir dersi ancak bu kadar güzel anlatır heralde. ondan almıştım böyle bir ders seçim ve partiler gibi bir şey, hatırlamıyorum adını. ne yalan söyleyeyim lisansta öğrendiğim şeylerin bu kadar işime yarayacağını hiç düşünmemiştim :) ama dersi bırakmıştım finali almamıştım okumaları tamamlayamadığım için, pek mükemmelliyetçiydim zamanında :)) azıcık da salakmışım ya... hoca bana I notu vermişti ama ben onun ne anlama geldiğini bilmiyordum, sonra sonra hoca beni böyle o sert yüz ifadesiyle uyarmıştı, neden finale girmedin, hadi finale girmedin, incomplete verdim neden bana ulaşmadın demişti, ben bilmiyordum ki o ne, utanmıştım. Bütün dönem bütün derslere git midterme gir ama finale girme... Arızaydım ben biraz net... Arıza olmasam burda ne işim var ki zaten benim.

2 yorum:

  1. Konusasin gelince kaydetsen mi sesini acaba ilerde dinler gulersin belki :))

    YanıtlaSil

Bu gadget'ta bir hata oluştu