01 Aralık, 2013

Ucuz işçiliğe övgü 1

Üzerinde bir haftadır çalıştığımız bir grup projemiz vardı sabrinayla bugün tamamen bitti. Bir ara gerçekten hiç bitmeyecek sanmıştım. Buna rağmen, hayatımda yaptığım en keyifli ve en kolay grup projesiydi kesinlikle. Ben almanları seviyorum, sevdiğim için mi bu kadar tatlılar yoksa onlar bu kadar tatlı oldukları için mi ben onları bu kadar seviyorum merak ediyorum bazen. Ama bu kısmı uzatmıyorum çünkü tatlı bir arkadaşımın olması hele de alman bir arkadaşımın tatlı olması pek de extra sayılamayacak bir durum benim için.
Bugün projemize konu olan "ucuz işçiliğe övgü" yazısıyla Krugman hakkında konuşmak istiyorum. Beni kendisinden tiksindirtip, içten içe de tutarlılığı, duruşu ve duruma yaklaşımıyla kendine karşı bir hayranlık uyandıran -sadece uyandıran- nobel ödüllü bu ekonomist kimse, ne diyorsa diyor ama bunu tutarlı ve çok tatlı bir dille dile getiriyor. Heidelberg'den geldiğimden beri kendisiyle uzun tartışmalara giriyoruz rüyalarımda. Rüyalarımda boşuna yer etmese sorun değil de ... 
Krugman bu yazısına "ucuz iş hiç işten iyidir" diyerek başlıyor. Sapık ruhlu kapitalist madem o kadar iyi biliyorsun dememe izin vermiyor ama. Diyor ki küresel fakirlik fenomeni ortaya çıkmadan önce de 3.dünya ülkelerinde fakirlik vardı. (3. Dünya ülkesi ne alaka diyebilirsiniz ancak makale 1997 yılında yazılmış ve bu tür kavramlar o dönemde mevcut, şuan gelişen ülkeler olarak adlandırılsalar da). Krugman' a göre bu tür fakir ülkelerde insanlar açlık sınırında yaşıyor, beslenmek ve hayatta kalmak için çöp birikintilerine yakın yerlerde yaşamak bile onlar için iyi bir alternatif olarak kabul ediliyor. Küreselleşme karşıtları bu fakirliğin, iş gücünün ucuza satılmasının, kötü iş koşullarının sebebini küreselleşme olarak görüyorlar ve bu durumun sadece ekonomik ve politik sonuçlarının değil aynı zamanda ahlaki sonuçlarının da olacağını öne sürüyorlar, ve ekliyorlar fakir ülkelere giderek iş gücünü ucuza satın alan çok uluslu şirketlerin buralarda yaşayan insanları sömürmesi üretimi kirletiyor ve küresel karşıtı kimseler kendilerini kirlenmiş hissetmemek için bu ürünleri almaya karşı çıkıyorlar. Ve bunun ahlaksal da bir sorun olduğunu vurguluyorlar ayrıca.
 Krugman'ın etkileyici bulduğum çıkışı tam da bu noktada oluyor. Diyor ki, küreselleşme karşıtları ahlaki bir çıkarım yapıyorlar ve bu ülkelerde  üretilen ürünleri almanın ahlaki bir sorunsalı içerisinde barındırdığını iddia ediyorlar, ve kendisi tam da aksi yönde asıl bu ülkelerde üretilen ürünleri almanın bir ahlaki sorumluluk olduğunu iddia ediyor!! 
Bu çok önemli bir nokta, çünkü ahlaki ve sosyal kimliklerimizle kendisinin bu ifadesini fazlasıyla iddialı bulabilir hatta eleştirebilirz. Duruşu ne olursa olsun herhangi bir kimsenin her şeyden öte bir insan olması hasebiyle (bu her şeyden öte insan olmak fikri beni hep güldürmüştür hani genelde hayvanız da arada insan olduğumuzu hatırlamamız gerekirmiş gibi, hayvan olmanın neresi kötü onu da hiç anlamamışımdır zaten) bu duruma eleştirel bakması gerekir günümüzün her şeyi kucaklayan süper liberal, süper toleranslı bakış açısıyla. Bir dur demesi gerekir yani.
Ama Krugman bu söylediği şeyi çok sağlam destekliyor hiç gereçekleşmeyeceğini bilsek de...
Çok heyecanlı bir konu bu ama uykum geldi, o yüzden yarın devam etmek etmek istiyorum hiç unuturum kaygısı da taşımıyorum yeterince meşgul aklım bu düşüncelerle bu sıra. Şaka maka ekonomi masterı da yapıp üzerine keyif alıyorum ya bayağı şaşırıyorum :)

Bu arada bu free market fikriyle o kadar eğleniyorum ki anlatamam. Hoca geçen hafta bazen gerçekten benden nefret ettiğini düşünüyorum demeseydi, daha da eğlenmeye devam edebilirdim, şimdi biraz saklamam gerekiyor :))

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu