01 Aralık, 2013

Ucuz İşçiliğe Övgü 2

kaldığım yerden devam ediyorum.
Krugman diyor ki, üçüncü dünya ülkelerinde fakirlik küreselleşme öncesinde de mevcut, yani bu "gelişen ülkeler"deki fakirlik küreselleşmenin bir sonucu değil öncesinde de var olan fenomen. Dolayısıyla, çok uluslu şirketlerin bu ülkelere götürdüğü ucuz iş, çöplüklere yakın yaşamaya bir alternatif olarak geliyor. yani öncesinde bu kimseler için en iyi alternatiflerden biri çöplüklere yakın yaşayıp hayatta kalmakken, kötü iş koşullarında ucuz işçilikle alternatif bir yaşama biçimi kazanıyorlar, ve bu çöplükte yaşamaya göre daha iyi bir alternatif Krugman'a göre. İş koşullarının kötü ve maaşların bu kadar düşük olması yine Krugman açısından çok da arzu edilebilir bir durum değil! Patronların önceliği işçilerin sağlığı veya yaşam koşullarındaki iyileşme değil de iş gücünü en ucuza satın alabilmek. Bu bağlamda ucuz iş gücü gelişmiş batılı ülkeler için bir sömürü biçimiyken, bu gelişen ülkelerde ki insanlar için bir hayatta kalma alternatifi oluyor.
Beni şaşırtan iddiası da burada anlam kazanıyor işte. Diyor ki, küreselleşme karşıtları ve ahlaki kaygıları öncelikli olan kimseler kirlenmiş hissetmemek ve burada yaşayan insanların sömürüsüne engel olmak için bu ülkelerde üretilen ürünleri satın almıyorlar, dünya da bu durumdan haberi olmayan binlercesi almaya devam ederken. ve bu durum bu ülkelerde ucuz iş gücünün ucuz kalmasına devam ettiriyor. Asıl ahlaki sorumluluk bu ülkelerde üretilen ürünleri almak olmalı ki bu marketin işleyişi diğer çok uluslu şirketleri bu markete çekebilsin. Kısa vadede iş gücü ucuza satılsa ve çöplükte yaşamak hala bir yaşam alternatifi olarak var olmaya devam etse de, uzun vadede yarışmacı market güçleri hem maaşların yükselmesini, hem de çöplükte yaşamanın bir alternatif yaşam biçimi olmaktan çıkmasını sağlayacaktır diyor. Çünkü bu markete giren yeni şirketler o markette ki rekabeti arttıracağından hem toplamda ekonomide büyüme sağlayacak, hem de insanların refah seviyeleri yükselecek vs vs. serbest piyasa mekanizmaları dışındaki herhangi yapay bir etki, maaşlarda suni bir artış herkese yetecek kadar iş olmadığından ve gelir farklılığına sebep olacağından vs, bu ülkelerde fakirle zengin arasındaki uçurumu derinleştirecek ve aslında çözüm değil uzun vade de daha büyük sorunlara sebep olacaktır diyor.
buna bir alternatif olarak da dış yardımın bu ülkelerde ekonomik büyüme ! ve veya kimselerin refahında artma sağlayabileceğini ama bunun bir bağımlılık sonucu yaratma ihtimali olduğundan üstünde durmak istemediğini söylüyor ve yazısını bitiriyor!
biz de projemizde serbest piyasanın ya da dış yardımların tek başlarına yeterli olmayacağını, kısa vadede çekilen sıkıntı ve acıların da acı olması sebebiyle ve rekabetin uzun vadeyi ne kadar uzun tutacağından emin olamadığımızdan  bu iki faktörün birbiriyle bağdaştırılması gerektiği ve ancak bu yolla 'daha' kısa vadede insanların refahlarına bir nebze olsun yardım edilebileceğini savunduk, örneklemeler vs kullandık, bayağı da iyi oldu. Ancak bunu yaparken tabi ki bizden beklenenlere cevap vermemiz gerekiyordu.
serbest piyasa ekonomisinin masalsı tadında ki hikayelerinden birisi kesinlikle. son derece anlaşılır ve kurgusu çok iyi. Projemiz de bayağı iyi oldu ama ben kendi içimde yazdıklarımla çeliştiğimden bugün reaction paper yazacağım kendi projemize. yine çok eğleneceğiz !
bu son iki yazımda vermek isediğim bir mesaj vs yok, bu proje kafamı fazlasıyla meşgul etti Krugman'a da kısa süreli de olsa bir sempati duyar gibi oldum paylaşmak istedim sadece.
arkası yok, son :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bu gadget'ta bir hata oluştu